7 Günde 1 Beden İncel

Günde en az 6 su bardağı su için. Diyet kolayı 1 kutu, sodayı 1 şişe, kahveyi 2 fincandan fazla tüketmeyin.
Tabağa konulan yemeği bitirmekle zorunlu olduğunuz fikrinden uzaklaşmalı. Size yapılan ikramları geri çevirmeyi kabalık saymayın. Unutmayın fazla yemek yeme israflık olup ileride bel veya basen bölgesinde kalıcı olarak birikebilir. Bu yiyeceklerle halsiz düşerim, nasıl az yemek yiyebilirim ki? gibi bahanelere son verin. Güveniniz az yemek yiyip kilo verdiğinizi görünce yerine gelecek, yediğiniz miktarlarla doymayı öğreneceksiniz. Günde en az 6 su bardağı su için. Diyet kolayı 1 kutu, sodayı 1 şişe, kahveyi 2 fincandan fazla tüketmeyin. Bitkisel çayları günde 5 fincandan fazla tüketmemeye özen gösterin. Bu diyet, 7 günde inceltiyor
Öğle mönüsünü sağlıklı seçin
Kahvaltı: 1 dilim peynir 1 dilim tam buğday ekmeği 1 adet hindi sosis veya normal sucuk 1 dilim fıstıklı tahin helvası veya 1 tatlı kaşığı çikolata ezmesi 1 kase mevsime uygun meyveler ile hazırlanmış meyve salatası bol domates salatalık
Ara: 2 adet galeta
Öğle: 1 tost 1 su bardağı ayran
İkindi: 2 galeta 1 orta boy taze meyve
Akşam: 1 küçük tabak zeytinyağlı kabak yemeği 4 yemek kaşığı yoğurt 1 dilim tam buğday ekmeği az yağlı salata
Mutsuzluk Genetik mi?
10 yıl öncesiyle karşılaştırıldığında, günümüzde; çatışma ve stres kadar, yeni mutlulukların da arttığına dikkat çeken İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Konsültasyon-Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan, bunu içinde bulunduğumuz çağın güzel ve özel bir yönü olarak görmek gerektiğini dile getiriyor. Prof. Dr. Özkan’a göre, mutsuzluktan çok insanoğlunun gündemi artıyor ve bu durum stresin fazlalaşmasına neden oluyor.
Mutlu insan tarifi
Günümüzde, çağa ayak uyduran insan, ‘mutlu insan’ olarak değerlendiriliyor. Çağı yakalayamayanlar ise hem kendileriyle hem de çevreleriyle çatışmaktan kurtulamıyor. “Eskiden köyde yaşayan ve ömrünü 20 kilometrekarelik alanda geçiren insan da kendince mutluydu” diyen Prof. Dr. Özkan; bunun, bu kişilerin başka dünyaları tanımamasından ve farkındalıklarının az olmasından kaynaklandığını söylüyor. Özkan’a göre, farkındalığın çoğalması hem mutluluğu hem de mutsuzluğu artırıyor. Günümüz insanı çok fazla uyaranla karşılaşıyor. Alışılmadık, tanınmayan ve nasıl başa çıkılacağı bilinmeyen uyaranlar şokların yaşanmasına neden oluyor. Televizyonda dünyanın her yerindeki gelişmeleri izleyen, bilgiye ve teknolojik çağa anında uyum sağlama kabiliyeti olan insan sorunlarla daha kolay baş ederken, bir diğeri yüklerin ve sorunların üstesinden gelemediği için ağırlıkların altında ezilmekten kurtulamıyor.
Türkler çağa hızlı ayak uyduruyor
“Yerleşik düzenin hâkim olduğu dönemde mutluluk aile tarafından sunulurdu” diyen Prof. Dr. Özkan, o dönemde bireyin ön planda olmadığını, kişi için doğru, yanlış ve sağlıklı olan her şeyin kalıplar halinde çizildiğini söylüyor. Eskiden insanoğlu kendisiyle hesaplaşmaz ve yüzleşme ihtiyacı duymazken, günümüz insanı bireyselleşmesiyle dikkat çekiyor. Bireyselleşme arttıkça insanın kendisiyle yüzleşmesi de artıyor. Bu durum hem sorun hem de gerçek mutluluk anlamına geliyor. İnsanın kendini keşfetmesi bireyselleşmeyi getiriyor ve var oluşuyla yüzleşen insan diğerlerinden ayrışıyor. Böylelikle insanoğlu içinde bulunduğu toplumu ve kendisini; öğretilerden, dogmalardan ve kalıplardan bağımsız algılamaya başlıyor. Prof. Dr. Özkan gerçek mutluluğu illüzyon mutluluklardan ayırmanın şart olduğunu söylüyor. Yöresel ve töresel mutluluğun yerini bilgi çağında evrensel mutluluğun aldığını belirten Özkan, “Kendi alanlarının evrenselini yakalayan insanlar ve bu tür meslek gruplarında çalışanlar daha mutlu oluyor” diyor. Kalıpçı ve dogmatik düşünenlerin mutlu olmaları ise pek mümkün görülmüyor. Özkan, Türklerin dönüşümü gerçekleştirme kabiliyeti olan bir toplum özelliği gösterdiğinin altını çiziyor ve ekliyor: “Türklerin sentez yapma kabiliyeti yüksek. Türkler hem geldikleri kültürün köklerini taşıyor hem yaşadıkları coğrafyanın kültürünü sentezliyor hem de evrensel kültür değerlerine uyum gösteriyor. Bu durum, uyum sağlama becerilerinden kaynaklanıyor.”
Kadın Her Zaman Kadındır!
Ruha dokunabilen bir erkek hayat boyu sadakat ile ödüllendirilebilir… Ve o ince ruhun içindeki güzellik her koşulda saçlara yansır… “Kısaca saç ruhun aynasıdır…”
Kadın her zaman kadındır. Savaşta, barışta, zenginlikte, fakirlikte aç ya da tok kadın her zaman kadındır ve içinde kendisine has ayrı bir ruh taşır… Ruha dokunabilen bir erkek hayat boyu sadakat ile ödüllendirilebilir… Ve o ince ruhun içindeki güzellik her koşulda saçlara yansır… “Kısaca saç ruhun aynasıdır…”
Belki de o yüzden elini saçına atıp savuran bir kadın karşısındaki erkeğe kur yapıyordur… Gerçi bunun için saçlara da pek gerek yok…
Kadın bakışları ile bile ne demek istediğini anlatabilen bir dil kullanabilir.
Ama eğer aynı kadının saçlarından mutlu olmadığını düşünürsek isterse 90 -60 -90 ölçülere sahip bebek gibi bir ciltle ödüllendirilmiş bile olsa, o Tanrı’ya isyan edecek kadar sinirlenebilir ve gözündeki ışık sönebilir.
Önemli olan kadının saçlarına güvenmesidir ve o kadar enteresandır ki en kolay değiştirilebilen saç modelidir.
Tüm yaşam standartlarınızı olumlu yönde deliştirebildiği gibi yanlış işlemler bu durumu kabusa da döndürebilir…
Elbisenizin, ayakkabınızın veya rujunuzun rengini tek harekette değiştirebilirsiniz ama çıkaramadığınız tek aksesuarınızı yani saçlarınızı asla kolayca değiştiremezsiniz…
Yapın bakalım yapabilirseniz! Yumurta sarısı olan ama aslında platin sarısı olmasını istediğiniz bir saç rengini hemencecik değiştirin bakalım ne olacak (gerçi biz hallederiz ama) ya da perma yaptırıp hafif bir dalga ile hareketlendirilmek istenen saçlar kuzu kuzu olursa o zaman saçlar nasıl kurtulacak, 3 santim kesilerek mi?
Saç deyip geçmeyin arkadaşlar, saç ruhun aynasıdır. Ne yani saçlarınız yandı ve kopuyor diye neşeli olacağınızı ya da çok heyecanla beklediğiniz arkadaşınızın düğününe gidebileceğinizi mi sanıyorsunuz? Hem de o berbat saçlarla…
Hayır bu mümkün değil! Evde oturup dizi izleyin daha iyi… Eğer bir de Binbir Gece varsa… Bari evde kalmanıza değer… Ben de severek izliyorum, konuşmalar hoşuma gidiyor. İyi düşünülmüş, en azından sade, güzel, diri anlatıyor. Belki de hayat boyu Bergüzar Hanım gibi siyah saçlarınızı ortadan ikiye ayırın. Saçlarınızı hiç değiştirmeden hayat boyu kullanıp aynı saçlarla mutlu olabilirsiniz. Gerçi insanoğlu 2 senede bir kendini mutlaka yeniler ama olsun belki başarırısınız!
Sonuç olarak yine de çok sıkı saç toplamak da saç dökülmesine sebep oluyor. O da çok uzun ömürlü olmaz…
İyisi mi arkadaşlar saçlarınıza iyi bakın. Onları doğru şampuanlarla yıkayın. Mesela saç derinize göre şampuan seçin. Eğer saçlarınızın dibi yağlı, uçları röfleli ise asla röfleli saçlar için şampuan kullanmayın. Yağlı saçlar için şampuan, röfleli saçlar için krem seçin. Ya da kıvırcık saçlarınızdan sıkıldıysanız kesinlikle denemeniz gereken ve saçları eskisinden de daha parlak yapan kalıcı saç düzleştirme işlemi strait shine teknolojisi ile dümdüz saçlara 7 ay boyunca sahip olun.
Orta Yaş Sendromuna Dikkat!
Kadınların çoğu 35 yaş ve üstünde zorlu bir dönem yaşıyor. Yaşanılan sorunlar orta yaş seviyesindeki kadınları hem mutsuz hem de sağlık açısından huzursuz edebiliyor. Çoğu kadının kabul etmek istemediği bu orta yaş sendromu nasıl kolay atlatılabilir? Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, kadınlarda sık rastlanan orta yaş sendromunu anlatıyor.
Nöroloji uzmanı Dr. Mehmet Yavuz orta yaş sendromunun belirtilerini şöyle tanımlyor;
“Orta yaş döneminde her kadın aynı belirtileri göstermeyebilir. Öncelikli ortak durum yaşanılan duygu karmaşası ve çelişkilerdir.
Kişi yaşamını sorgulamaya, yaptıklarını ve yapamadıklarını gözden geçirip pişmanlık duymaya başlayabilir. Yapmak istediği şeyler için çok geç kaldığını, yeterince genç olmadığını düşünüp vazgeçebilir.
Bazı kadınlarda yaşanılan kriz etkisi ile birlikte cinsel hayata ilgisizlik görülebilir. Vücudunda oluşan bazı değişimler onu mutsuz ettiği için kendisinin beğenilmeyeceğini düşünebilir. Bazı kadınlar ise tam tersi “ben hala güzelim” mesajı vermek için kendisinden yaşça küçük erkelerle birlikte olmak isteyebilir ya da olur. Bu dönmede kadınlarda yaşlanmaya bağlı olarak kilo alma, saç dökülmesi, beyazlaması, sarkmalar ve çatlaklar görülebilir. Bu duruma bağlı olarak da kadın kendi dış görünüşünden rahatsız olacak ve beğenilmeme korkusunu daha yoğun yaşayacaktır. Çoğu kadın bu dönemde daha sık güzelleşmek için yaşlanmayı geciktirici tedavilere (estetik ameliyatlar) başvurabilir. Daha önceden dikkat etmediği birçok konuda daha titiz davranabilir. Giydiği kıyafetler daha frapan ya da yaş ortalamalarının dışında olabilir. Bu dönemde en çok yaşanan sorunlardan biri de boşanmalardır. Duygu karmaşası çiftlerin aile düzenini de bozabilir. Kadınlar çocuklarını ve eşlerini bir yana bırakarak hayatı daha yoğun ve yüksek tempoda yaşamak isteyebilirler. Orta yaş sendromu, dış görünüşüne fazlaca önem veren kadınlarda daha yoğun ve sancılı geçebilir.”
Kadınlar için bu dönemi atlatmanın yolu ise; “Birey yaşadığı durumu mutlaka tanımlamalıdır ve paylaşmalıdır.
Bu dönemde evli olan çiftler daha çok sohbet etmelidirler. Uzun süreli ilişkili olanlar ilişkilerini hemen bitirmemelidirler. Yeni biri belki bir heyecan verebilir fakat bu dönem geçtikten sonra daha zorlu bir dönemin başlamasına sebep olabilir.
Kişi yaşadığı fiziksel değişimleri olağan kabul etmelidir. Her yaşın ayrı bir güzelliği olduğunu düşünmeli, fiziksel değişimleri, yaşamın getirisi olarak görmelidir.Yeni hobiler edinilebilir (takı kursları, seyahat). Kişi sağlık durumuna göre spor dalları tercih edilebilir. Daha güzel görünmek adına bir şeyler yapılabilir fakat bu “yaşlanmıyorum” mesajını başkalarına vermek için olmamalıdır. Birey kendiyle barışık yaşamayı ve kendini sevmeyi yaşam tarzı olarak belirlemelidir. Eğer yaşadığı sorunların üstesinden gelemiyor ve yoğun duygular içine giriyorsa mutlaka psikolojik yardım almalıdır.”
Hürrem’in Saray Bakırı Saçları
Mesele Hürrem olabilmekte! İlk önce saçlarınızı ‘saray bakırı’ rengine boyatmanız gerekiyor. Hürrem saçlarınız olmadan asla Hürrem olamazsınız.
‘Dünyayı erkekler yönetir, erkekleri de kadınlar’
İktidar, saltanat, kudret işte tüm bu duygular muhteşem Süleyman dizisiyle gündeme oturdu. Her bölüm Hürrem’in kıyafetleri, aksesuarları ve değişmeyen tek enstrumanı ‘saray bakırı’ saç rengi inanılmaz çekici ve etkileyici değil mi?
Hazır gıdalara dikkat!
Bebek maması, ekmek, kahve ve patates cipsi gibi gıdalarda bağırsak, mesane, böbrek kanseri ve iktidarsızlığa yol açan kimyasal maddeler bulundu.
Güncelleme:23 Nisan 2011 13:06
Vatan’ın haberine göre, 23 ülkede satılan 22 farklı gıdayı inceleyen bilim adamları 2007 ile 2009 arasında kullanılan kimyasal maddelerde azalma olmadığını belirtirken “Tüketici, mümkün olduğu kadar taze ürünler satın almalı” açıklamasında bulundu. Akrilamid maddesinin gıdaya nasıl ulaştığını henüz tespit edemediklerini söyleyen Avrupalı bilim adamları, pişirme ve kimyasal süreç sırasında kimyasalların gıdaya nüfuz etmiş olma ihtimali üzerinde duruyor.
Raporda üreticilere, kullanılan kimyasal oranında sınırlama getirilmesi istenirken, raporun yayınlanmasının ardından Dünya Sağlık Örgütü, “Şu an elimizde hangi gıdaların zararlı olduğunu açıklayacak kadar veri yok” açıklamasında bulundu. Raporda, işlenmiş ve yağlı gıdaların tüketiminin azaltılması istendi.





