Ardahan Çet Sitesi
Paylaş
Ardahan Çet Sitesi
Ardahan Çet Sitesi sadece arkadas bulabileceginiz sohbet Ardahan Çet Sitesi yoluyla tanışıp kaynaşma bedava dostluklara adım atmak belkide evlilige gidecek kararlar alınmasında öncülük edecektir
Tek Yapmanız Gereken GİRİŞ Yazan Yere Tıklamak.
Sohbete Katıl Sende Yeni Arkadaşlar Edin
Ardahan Kalesi’nde yapılan araştırmalar, yörede Eski Tunç Çağı’na ait kalıntıları ortaya koymaktadır. Eski adı Artan’dır. Ardahan Kalesi uzun yıllar, Osmanlı topraklarını Kafkasya yönünden gelen saldırılara karşı korumuştur. 1878 Ayastefanos Antlaşması’yla Rusya’ya verilen yöre, 1918 Brest-Litovsk Antlaşması’yla geri alınmıştır. Yerleşim, 26 Nisan 1919’da Gürcülerin işgaline uğramış, 23 Şubat 1921’de Türkiye topraklarına katılmıştır.
Ulu Önder Atatürk’ün Damal Dağları’na düşen silueti ilk kez 1952 yılında Damal’a bağlı Yukarı Gündeş köyünden Adıgüzel Kırmızıgül isimli vatandaş tarafından görülmüştür. Daha sonra fotoğrafçı Erdoğan Kumru tarafından siluetin fotoğrafları çekilerek negatifleri ile birlikte Genel Kurmay Başkanlığı’na gönderilmiştir. Resmileşen bu fotoğraflar ilk kez Anıtkabir’de sergilenmiştir. Her yıl Haziran ayının 15 ile Temmuz ayının 15’ine kadar saat 18’den itibaren Karadağ sırtlarında Atatürk’ün bu silueti net olarak yaklaşık 20 dakika izlenmektedir.
İklimi
Karasal iklime hâkim olup kışları uzun, sert ve kar yağışlı, yazları ise kısa ve serindir. Yalnızca etrafı dağlarla çevrili olan ve ortalama 900 m. yükseklikte bulunan Posof ilçesi mikroklimatik iklim koşullarına sahip olup, kışları yumuşak ve yağışlı, yazları ise sıcak geçmektedir.
Ulaşım
Kara ve havayolu ile ulaşım mümkündür.
İLÇELER:
Ardahan (merkez), Çıldır, Damal, Göle, Hanak, Posof.
Tarihçesi
Ardahan İli yaklaşık 3000 yıllık bir geçmişe sahip olup, MS 628 yılında Hazar Türklerinin bir kolu olan Arda Türklerinin eline geçerek Ardahan adını almıştır. MS 1068 yılında Alparslan tarafından fethedilerek Selçukluların egemenliğine geçmiş, 29 Mayıs 1555 tarihinde imzalanan Amasya anlaşması ile Kanuni Sultan Süleyman tarafından Osmanlı İmparatorluğuna dahil edilmiştir. 1876 -1877 Osmanlı- Rus savaşı sonunda Savaş tazminatı olarak Kars ve Batum ile birlikte 13 Temmuz 1878 Berlin anlaşması ile Ruslara bırakılan Ardahan 1918 yılında Bresy – Litowski anlaşması ile Anavatana kavuşmuş, ancak 30 Ekim 1918 tarihinde Ardahan’da kurulan Milli Şura Hükümeti tarafından Mondros Mütarekesi şartları red edilmiş, Milli Şura Hükümeti Kurtuluş Savaşımızla bütünleşerek Kazım Karabekir Paşa ve Halit Paşa komutasındaki ordumuz tarafından 23 Şubat 1921 tarihinde İlimiz kurtarılmıştır.Kazım Karabekir Paşa tarihe mal olan “Boğazlar Boğazımız, Kars-Ardahan Bel Kemiğimizdir.”sözünü söyleyerek Ardahan’ın yurdumuz için ne kadar stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulamıştır.
Cumhuriyetin İlanından sonra İl olan Ardahan 1926 yılında 877 Sayılı Kanunla ilçe yapılarak Kars İline bağlanmıştır. 27.05.1992 tarihinde Ardahan ili İl olarak faaliyete geçmiştir.
ARDAHANIN COĞRAFİ KONUMU :
Anadolu’nun Kuzeydoğusunda yer alan Ardahan kuzeyinde Acaristan (Gürcistan Toprağı), Kuzeydoğusunda Gürcistan ve kısmen de Ermenistan, Güneydoğu ve Güneyinde Kars, Güneybatısında Erzurum ve Batıda da Artvin illeri ile çevrilidir.
Ardahan ovası; Kuzey kesiminde Yalnızçam dağları, Güneybatıda Allahuekber dağlarının uzantıları, Kuzeydoğusunda Keldağ, Doğu tarafında Akbaba Dağı ve Güneyinde Kısır Dağı ile çevrilidir. Ortasından Kura ırmağı geçen Ardahan 1800 m. rakıma sahiptir.
DOĞAL YAPI :
Doğu Anadolu bölgesinin Karadeniz Bölgesine komşu olduğu Kuzeydoğu kesiminde yer alan il toprakları yüksek ve engebelidir. Ardahan ili sınırları içinde yüksekliği 3000 m’yi aşan birçok doruk vardır. Çoruh-Kelkit dağlarının en doğu kesimini oluşturan Yalnızçam dağları Artvin il sınırı boyunca uzanır.
İlin kuzeydoğu kesiminde Keldağ (3.033 m.), Doğu kesiminde ise Akbaba dağı (3.026 m.) yer alır. İl topraklarının güney kesiminin engebeli kısımlarını ise Allahuekber dağları ile Kısır dağı oluşturur. Kuzeydoğu-Güneybatı doğrultusunda uzanan Allahuekber dağlarına bağlı Kabakdağ 3.054 m. yüksekliğindedir. İlin en yüksek noktası ise Çıldır gölünün güneybatısında yer alan ve 3.197 m.’ye erişen Kısır Dağının doruğudur.
İlin orta kesimindeki yüksek düzlükler Ardahan Platosu olarak adlandırılır. Platonun deniz seviyesinden yüksekliği 1800-2000 m. arasında değişir. Orta kesimdeki alçak bölüm Ardahan ovası adıyla anılır. İldeki diğer düzlükler ise kısır dağının batısında bulunan bir çöküntü alanı olan Hasköy ovası ile güneybatı kesimindeki Göle ovasıdır.
BAŞLICA DAĞ VE TEPELER
ADI YÜKSEKLİĞİ(m) BULUNDUĞU YER
AKBABA DAĞI 3126 ÇILDIR
ALLAHÜEKBER DAĞI 2919 GÖLE
ARŞİYAN DAĞI 3160 POSOF
ILGAR DAĞI 2418 POSOF
KISIR DAĞI 3197 ARDAHAN
UĞURLUDAĞ 2765 GÖLE
YALNIZÇAM DAĞLARI 2715 ARDAHAN
ARDAHANIN JEOMORFOLOJİSİ
GÖLE HAVZASI : Göle Havzası Kuzeydoğu Anadolu’da volkanik kökenli Allahuekber dağı ile kuzeyde Uğurludağ arasında yer alıp, 2000-2100 m. yüksekliğe sahiptir. Tamamen tektonik bir çukur olan Göle havzası, alüviyal dolgu ile kaplıdır. Bu dolgu yüzeyinde çayır-bataklıklar yaygındır. Göle havzası, Ardahan havzasına sokulan Kuruçay tarafından kapılarak Kura nehri havzasına bağlanmıştır.
ARDAHAN HAVZASI : Güneyde Uğurludağ, Kuzeyde Yalnızçam Dağları (Cin Dağı 2.957 m.) arasında 1800-2000 m. yükseklikte Ardahan havzası uzanmaktadır. Bu havzanın kenarlarında Pliyo-Kuvaterner marnlı, kumlu çökelleri bulunmakta olup, Güneydoğuya doğru Hasköy’e kadar uzanmaktadır.Söz konusu Havza Pliyosen sonu-Kuvaterner başında oluşan faylanma sonunda çökmüş ve çöken bu alan, yüksek sahalardan gelen malzemelerle dolmuştur. Bundan dolayı, havzayı dolduran flüvio-laküstür çökeller, genç akarsular tarafından boşaltılmış ve böylece havzanın kenarlarını sınırlayan fay diklikleri (sıyrılmış fay dikliği) ve yer yer volkanik temel yüzeye çıkmıştır.
ÇILDIR HAVZASI İLE ÇILDIR VE AKTAŞ GÖLLERİ : Kuzeydoğu Anadolu’nun nihayetinde kabaca kuzey-güney yönünde bir birine paralel olarak uzanan Aktaş gölü, Çıldır Havzası ve Çıldır Gölü bulunmaktadır. Volkanik ve Volkano-sedimanter arazi üzerinde yer alan bu çanaklar tamamen tektonik kökenlidir.
1.794 m. yükseklikteki Aktaş (Hozapin) gölü, Doğu-batı yönünde faylarla çökmüş aynı isimli havzanın alçak kesimini işgal etmiştir. Özellikle gölün güney kesiminde heyelanlı fay dikliği uzanmaktadır.
Hozapin gölünün güneyindeki volkanik eşikten sonra güneyde Çıldır havzasına geçilir. Doğu-Batı yönünde uzanan bu havza genç çökellerle dolmuş olup, 2000 m. civarındadır. Havzanın suları batıdan havzaya kavuşan ve Kura nehrinin kollarından olan Karaçay tarafından drene edilmektedir.
Doğuda Akbaba dağı (3026 m.) batıda Kısır Dağı (3197 m. ) Volkan konileri arasında uzanan Çıldır gölü 1.959 m. yüksekliktedir. Gölün kuzey-güney yönündeki uzunluğu 18.3 km., doğu-Batı yönünde en geniş yeri 16.2 km.dir ve göl 115 Km2. alan kaplamakta olup, derinliği 100 m.’den fazladır.
Çıldır Gölünün kuzeyinde ortalama yüksekliği 2.100 m. olan bir volkano-sedimanter sırt uzanmaktadır.Bu sırtın batı nihayetinde 1970-1975 m. Yüksekliğinde, Gölbelen köyü civarında bir gedik bulunmaktadır. Gölün güney bölümü, diğer alanlara nazaran son derece düz ve ortalama yüksekliği 2.000 m. civarında bir aşınım yüzeyi uzanmaktadır. Buradan Kuzey-Güney yönünde bir olukla Arpaçay’a geçilmektedir.
Havzaların jeomorfolojik evrimine gelince; Doğu Anadolu’da Volkanizma Tersiyerin ilk dönemlerinde oluşmaya başlamıştır. Miyosende Kuzey Doğu Anadolu’daki depresyonlar daha çok göl rejimi altında kalmışlar bu devrede fasılalı olarak çıkan volkanik malzemeler göl havzalarına akmışlardır. Böylece; Arpaçay, Çıldır, Kura Vadisinin bulunduğu alanlarda tortullarla ara tabakalı volkanik, volkanon-sedimanter araziler teşekkül etmiştir. Piyosende ise bölge dikey tektonik hareketlere uğramış ve sonuçta faylar boyunca blok halinde çökmeler meydana gelmiştir. Bu esnada Çıldır havzası ana hatları ile oluşmuştur. Kuvarternerde Çıldır Gölünün doğu ve batısında merkezi püskürmeler meydana gelmiş ve bu püskürmeler ile doğuda Akbaba batıda Kısırdağ volkan konileri teşekkül etmiştir Bu merkezlerden çıkan bazaltik lavlar Çıldır Gölü Havzasına ve volkano-laküstür araziler üzerine akmıştır. Söz konusu merkezlerden çıkan lavlar, günümüzdeki Çıldır gölünün kuzey ve güneyindeki sahaları kaplamamıştır. Çünkü bu alanlarda volkano-sedimanter arazilerin üzerinde bazaltik lav akıntıları bulunmaktadır. Çıldır Gölü bir lav seti gölü değildir.
Çıldır gölü, yakın bir zamana kadar zaman zaman kapalı bir havza halinde kalmıştır. Ancak pleistosen’in plüviyal devrelerinde gölün fazla suları kuzeybatıda ki Gölbelen köyündeki 1970-1975 m. yüksekliğindeki gedikten Çıldır havzasına, oradan da Kura nehrine akmıştır. Öte yandan, gölün kuzey kesiminde 2.000 m. civarında yerli kaya taraçaları ve sahanlıklar bulunmaktadır, bu sahanlıklarda yassı çakılların varlıkları plüviyal devrede gölün en az 2000 m.’ye kadar yükseldiğini göstermektedir.
Halihazırda Çıldır Gölü güneyde bazaltlar üzerinde açılmış bir taşma boğazı vasıtasıyla Arpaçay’a kavuşmaktadır. Çıldır Gölünün kuzeyinde ki Çıldır havzası da, Kura’nın kollarından olan Kocaçay tarafından kapılarak Kura nehrine bağlanmıştır. Kapalı bir çanak içerisinde olan Aktaş gölünün suları ise içme ve kullanmaya elverişli değildir, ancak bu gölde plüviyal devrede fazla sularını kuzeybatıdaki eşikten Kura’ya akıtmıştır







Yorumlar
Bu bilgi sizi memnun ettimi ? Düşüncelerinizi bizimle paylaşın.