ayrılık sözleri
22 Mayıs 2011 Yazan admin
Kategori güzel- sozler
Ağzımın Tadı Yoksa, Hasta Gibiysem, Boğazımda Düğümleniyorsa Lokmalar, Buluttan Nem Kapıyorsam İnan Hep Güzel Gözlerinin Hasretindendir.
Akılsız adam mutluluğu uzaklarda, Akıllı ise O’nu ayaklarını altında arar… Seninle olmak varken;Sensiz kalmak, Yaşamak dururken ölmek demektir…
Allahım beni öyle bir son bahar ayazında canımı al ki, sevdiğim mezarıma koyacak tek bir gül bile bulamasın…
Almak istedim , ellerini alamadım Bakmak istedim, gözlerine bakamadım Sarmak istedim, kollarıma saramadım Görmek istedim, son defa göremedim çünkü aramıza ölüm girdi…
An gelir insan gülerken ağlarmış. Gözyaşları sel olup kalbine akarmış. Kahkaha bir maske derler birimisin?İnsan sevdiğinden ayrılınca bu maskeyi takarmış.
Aramıza yollar, yabancı kollar,zor yıllar girdi,ümitlerimi,saf sevinçlerimi derken seni kaybettim Bir iki sözle bir kaç şarkıyı, adaletsiz yargıyı Birde bu talihsiz yazgıyı kalbime kaydettim.
ayrılik sözleri
22 Mayıs 2011 Yazan admin
Kategori güzel- sozler
Acının umutları yok ettiği anda, umutları yeşertecek bir sevgiye ihtiyaç duyarsan ben hep o bildiğin adresteyim
Adını kalbime aşkla kazımıştım boş ver aldırma belki bir gün silerim.Güzel bir rüyayı gerçek sanmıştım. Seni sevdiğim için özür dilerim.
Ağırdır sevmelerim her yürek taşıyamaz, büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz. Her şeyi unuturda şu gönlüm bir seni unutamaz.
Ağlayışım terk edip gidisine değil.Ben; sensizken senden diye sensizi ligi de sevmiştim.Sen; seninle birlikte sensizliği de alıp gittin.
İbrahim Erkal – Aklımdasın
22 Mayıs 2011 Yazan admin
Kategori güzel- sozler
Penceremin önündeyim
Dalmışım gökyüzüne
Bulutların arasında
Yer ararken kendime
Sonsuzluğu dolaşırken
Sensizliğe alışırken
Her şeyini unutmuşken
Kahretsin aklımdasın
Ve sen bunun farkındasın
Sonsuzluğun ötesindeyim
Gölgen gölgem üstüne
Eriyorum bitiyorum
Çaremi var derdime
Vefasızlığını affedemedim
Sana olan zaafımı hazmedemedim
Aramazdım sormazdım
Seni tanımazdım bile
Sen benim koynumda beslediğim
Yılan bile olamazdın kahretsin…
en güzel aşk sözleri
17 Mayıs 2011 Yazan admin
Kategori güzel- sozler
Seni asiL insanLarın basit sevgiLeriyLe değiL, basit insanLarın asiL sevgiLeriyLe sevdim. Bu güzeL aşkımıza nokta koyma, sana kucak doLusu virgüL getirdim?
♥ Bir yağmur damLası seni seviyorum anLamı taşısaydı ve sen bana seni ne kadar sevdiğimi soracak oLsaydın, inan ki birtanem her gün yağmur yağardı.
♥ Yanağına düşen kar tanesi eriyip dudakLarına indiğinde ve o bir damLa serinLiği biriyLe payLaşmak istediğinde yüzünü rüzgara dön, ordayım!
♥ İnsanLar tanıdım yıLdızLar gibiydi, hepsi parLıyordu, hepsi gökteydi. Ama ben seni, güneşi seçtim, bir güneş için bin yıLdızdan vazgeçtim?
Sagopa Kajmer – 3 Sefil Şair (feat Derin Darbe)
15 Mayıs 2011 Yazan admin
Kategori güzel- sozler
Derin Darbe Rap
Ter kokar bu yılların ve şer yaşar
Bu mahrumiyet sebebi var mı?
İçtimaya çağırır tanrı
Top yekün değişir tavrı
Tek ayak çukurda
Secdeye eğil bakalım eğil
Ah benim etten çakalım
Babamdan devraldığım ilk arabam terlikti
Dört dikişlik girişmekti kabahatin hak adaleti
Bak oynadıkça bozulur insanın sukuneti
Minnettar olamadım gecikti kıymetim (evet)
Dürüst bu rapim peynir zeytin gibi
Elini öpmen gerekmez
Öptüren çeker mi ilgini?
Bilmem silgini kaç kez kullanırsın?
Ömür boyunca dört yapraklı gonca bulamayınca nal takıp gezermisin?
Rutince bugünümü katladım ikiye uçak yaptım
Attım ileriye rigayik şeyler yazdım arasına
Resenler bastı darasına devirdi güneşi
Renk verdi karanlık rehavet çöktü koydum noktayı…
Sinirlerim donmuş hava soğuk
Apansız bir hastalık bu lirik yazmak
Mürekkebimin ateşi çıkmış
Islak kağıtla yatıştırma eylemindeyim
Az sonra geçer umarım
Şu an tam demindeyim
Keplerin pençesine bağlı
Kelamların ağlamaklı uçar gelir kekeç diline dolanır siftinirse
Sırtım sırtarır yere gelmeyeciğine söz verir
Saplarım kalemi kağıda yazarım
Rezerve edilmiş tüm hatalar reval gününü bekleyecek ve sıkmayacaktır canını
Sır olarak kalacaktır belki de
Tekin olsun için dışına taşmasın
Yaşın tesir etsin bu cihana
Tezkerelerde can vermesin
Okyanusta kaybolan bir kuş gibiyim
Yüce kanatlarım ecele doğru çırpınır ve geriye dönüşü yok bu yolun!
Çıldırır dalga tongadır
Ton ton dedelerim manga olsa ruhu kurtarabilir mi? sanmam
NAKARAT
Hezeliyak değil real-i rabbani muhim üç sefil hicvardan
Yaprağa akar kardan yaşlar hava buz kirpiklerim don tutar x2
SAGO Rap
Bu yumruğun beynine saplanma ihtiyacı var
Kamufle et kendini RAP canavar!
Kumsallara kum sat
Rüyamlarımdaki cennet tarlasına yağan yağmur
Sago samsun 19 mayıstan istanbul köprüsüne ordan kutsal kapıya (yallah)
Düşüncelerin aylak aylak gezer
Melodilerime akarken bu gözyaşı
Selülitli istanbul caddelerine damlar
Yerinde olsam sudan kafamı çıkarır yaşamak adına nefes alırdım
Evet bunu yapardım…
Affedilmeyi haketmesemde
Dilimde aynı saatte aynı dualar var
Değişen doğrulara kalıcı yanlışlar yapmak akıl kârı değil
Entrika saldıraların kulaklarımı gıdıklasın
Kimin önce vurduğundan öte kimin sert olduğu önemli
Bomba kadar paniktin
Köprüaltında yazdığım şiiri dereye kağıttan uçak yapıp attım
Zamanı kendi elinde tutmaya çalıştığın için
Ne yazıkki ellerini kırdım
Hezeliyak değil real-i rabbani muhim üç sefil hicvardan
Yaprağa akar kardan yaşlar hava buz kirpiklerim don tutar x2
Yunus Emre’nin hayatı ve eserleri
12 Mayıs 2011 Yazan admin
Kategori güzel- sozler
Yaşamı konusunda yeterli bilgi olmadığı gibi onunla ilgili kaynaklarda anlatılanlar da birbirini tutmaz. Nerede, hangi yılda doğduğu kesinlikle bilinmiyor. Kimi kaynaklarda Anadolu’ya Doğu’dan gelen Türk oymaklarından birine bağlı olup, 1238 dolaylarında doğduğu söylenirse de kesin değildir. 1320 dolaylarında Eskişehir’de öldüğü söylenir. Batı Anadolu’nun birkaç yöresinde ‘Yunus Emre’ adını taşıyan ve onunla ilgili görüldüğünden ‘makam’ adı verilen yer vardır. Yapılan araştırmalara göre şiirlerinin toplandığı Divan ölümünden yetmiş yıl sonra düzenlenmiştir. Anadolu’da ‘Yunus Emre’ adını taşıyan ve Yunus Emre’den çok sonraları yaşamış başka şairlerin yapıtlarıyla karışan şiirlerinin bir bölümü dil incelemeleri sonunda ayıklanmış, böylece 357 şiirin onun olduğu konusunda görüş birliğine varılmıştır. Gene Yunus Emre adını taşıyan ve başka şairlerin elinden çıktığı ileri sürülen 310 şiir daha derlenmiştir. Onun dil, şiir ve düşünce bakımından özgünlüğü ve etkisi, ilk düzenlenen Divan’daki şiirleri nedeniyledir.
Yunus Emre’nin şiirinde, edebiyat tarihi bakımından, dil, düşünce, duygu ve yaratıcılık gibi dört önemli sorun sergilenir. Bu sorunlar bir görüş ve inanış bütünlüğü içinde ele alınır, insan konusunda odaklaştırılır. Şiirde işlenen konular ise insan, Tanrı, Varlık Birliği, sevgi, yaşama sevinci, barış, evren, ölüm, yetkinlik, olgunluk, alçakgönüllülük, erdem, eliaçıklık gibi genellikle gerçek yaşamı ilgilendiren kavramlardır. O, bu kavramları, şiirinin bütünlüğü içinde temel öğe olarak sergilemiştir.
İnsan bir ‘sevgi varlığı’dır, tin ile gövde gibi iki ayrı tözden kurulmuştur. Tin tanrısaldır, ölümsüzdür, gövdede kaldığı sürece geldiği özün ve yüce kaynağa, tanrısal evrene dönme özlemi içindedir. Gövde dağılır, kendini kuran öğelere ayrılır. İçinde insanın da bulunduğu tüm varlık evreni toprak, su, ateş ve yel gibi dört ilkeden kurulmuştur. Bu dört ilke yaratılmıştır, yaratıcı da Tanrı’dır. Tanrı, bu dört ilkeyi yarattıktan sonra, ayrı ayrı oranlarda birleştirerek varlık türlerinin oluşmasını sağlamıştır. İnsan sevgi yoluyla Tanrı’ya ulaşır, çünkü insanla Tanrı arasında özdeşlik vardır. Ancak, insanın bu madde evreninde bulunması, tinin tanrısal kaynaktan uzak kalması bir ayrılıktır. Bu ayrılık insanı, yaşamı boyunca Tanrı’yı düşünme, ona özlem duyma olaylarıyla karşı karşıya getirmiştir. Gerçekte insan-Tanrı-evren üçlüsü birlik içindedir, var olan yalnız Tanrı’dır, türlülük bir ‘görünüş’tür. Çünkü Tanrı, kendi özü gereği, bütün varlık türlerini kapsar, her varlıkta yansır. Evreni kuran öğelerle insanın gövdesini oluşturan ilkeler özdeştir. Bu özdeşlik tanrısal tözün bütün varlık türlerinde, biçimlendirici bir öğe olarak bulunmasından dolayıdır. Tanrısal tözün nesnel varlıklarda bulunması bir ‘yansıma’ niteliğindedir, çünkü Tanrı yarattığı nesnede yansıyınca ‘oluş’ gerçekleşir.
Sevgi insanda birleştirici, bütünleştirici bir eğilim niteliğindedir. Yunus Emre, sevgiyi Tanrı ve onun yarattığı tüm varlıklara karşı duyulan bir yakınlık, bir eğilim diye anlar. Sevginin ereği yüce Tanrı’ya ölümsüz olana kavuşmak, onun varlığında bütünlüğe ulaşmaktır. Tanrı insanla özdeş olduğundan kendini seven Tanrı’yı, Tanrı’yı seven kendini sever. Çünkü sevgi kendini başkasında, başkasını kendinde bulmaktır. Sevginin olmadığı yerde, öfke, kırgınlık, çözülme ve birbirinden kopukluk gibi olumsuz durumlar ortaya çıkar. Sevginin değerini yalnız seven bilir, sevmek de bir bilgelik, bir olgunluk işidir. Yeterince aydınlanmamış, Tanrı ışığından yoksun kalmış bir gönülde sevginin yeri yoktur. Bütün varlık türlerini birbirine bağlayan, onları tanrısal evrene yönelten sevgidir. Sevgi bir çıkar aracı olmadığından seven karşılık beklemez. Dost kişi gerçek seven kimsedir (âşık). Dost başka bir anlamda da Tanrı’dır, kişinin gönlünde ışıyan tözdür.
Yunus Emre’de yaşamak tanrısal tözün bir yansıması olan evrende sevinç duymaktır. Çünkü, bütün varlık türlerinde Tanrı görünmektedir, bu nedenle severek, düşünerek yaşamayı bilen kimse her yerde Tanrı ile karşı karşıyadır. Yaşamak belli nesnelere bağlanmak, yalnız gelip geçici varlıkları edinmek için çırpınmak değildir. Böyle bir yaşama biçimi kişiyi tanrısal tözden uzaklaştırdığı gibi yetkinlikten, bilgelikten de yoksun kılar. Yunus Emre’nin dilinde bilge kişinin adı ‘eren’dir. Eren barış içinde yaşamayı, bütün insanları kardeş görmeyi, kendini sevmeyeni bile sevmeyi bilen kişidir. Onun gönlü yalnız sevgiyle, dostluk duygularıyla doludur. Evreni bir tanrısal görünüş alanı olarak bildiğinden, erenin evrene karşı da sevgisi, saygısı vardır. Erenin gözünde insan bir küçük evrendir, büyük evren ise tanrısal tözün kuşattığı sonsuz varlık alanıdır. Eren olma aşamasına ulaşmış kişide erdem, alçakgönüllülük, eli açıklık, yetkinlik, olgunluk bir bütünlük içinde bulunur.
Ölüm tinin gövdeden ayrılıp tanrısal kaynağa dönmesiyle gerçekleşir. Bu nedenle ölüm tinle gövde arasında bir ayrılıktır. Gerçekte ölüm yoktur, tinin ölümsüzlüğe ulaşması, yüce kaynağa dönüşü vardır. Çünkü, bütün varlık türleri tanrısal tözün yansıması olduğundan, salt ölüm de söz konusu değildir. Ölümün bir başka anlamı da bilgiden, erdemden, yetkinlikten, sevgiden yoksun kalmaktır.
Yunus Emre’nin şiirinde Yeni-Platonculuk’tan kaynaklanan Tasavvuf öğretisinin bütün sorunları bulunur. Bunlara yeni bir çözüm getirmez, Yeni-Platonculuk’un yöntemine dayanarak yorumlar ileri sürer. Bu nedenle onun şiiri Yeni-Platonculuk’un Türkçe açıklanışıdır.
Yunus Emre’nin edebiyat tarihi bakımından, önemli bir yanı da Anadolu’da, Türkçe şiir dilinin öncüsü olması ve tasavvuf sorunlarını yalın, kolay anlaşılır bir dille söyleyişi nedeniyledir. Şiirlerinin ölçüsü, Türkçe’nin ses yapısına uymayan ‘aruz’ olmakla birlikte söyleyişi akıcı, sürükleyici bir nitelik taşır. Tasavvufun en güç anlaşılır kavramlarını, Türkçe’nin ses yapısına uygun biçimde dile getirir, şiirinde duygu ve düşünce birliğinden oluşan bir derinlik görülür. Yer yer yalın halk söyleyişine yaklaşan dilinde anlam-uyum bağlantısı bütüncül bir içerik taşır. Ona göre önemli olan bir sözü etkili biçimde söylemektir. Bu nedenle sözün boş bir kavram olmaması, bir varlık sorununu, bir düşünceyi dile getirmesi gerekir. İnsan ancak söz söyleme yetisiyle insandır, konuşan Tanrı durumundadır. Yunus Emre’de Türkçe, şiir dili olma yanında, düşünceyi içeren, açıklayan bir odak özelliği kazanmıştır




